Kırkaltı mail grubuna katılmak için aşağıdaki formu kullanabilirsiniz.
Türkçe | English
Kırkaltı - Kırkaltı
2008
01 - Kafası Güzel
02 - Çakal
03 - Cümle Alem
04 - Git
05 - Dipsiz
06 - Bazen
07 - T.I.R.
08 - Melek
09 - Sağır
10 - Güz Bulutları
11 - -se,-sa
12 - Olduramadım
Prodüktör : Ercüment Subaşı
Stüdyo : İTÜ MİAM, Purple Room (Eylül 2006-Eylül 2007)
Kayıt : Ercüment Subaşı, Ercüment Subaşı & Ömür Öztürk (Kafası Güzel, Çakal, Bazen)
Editing : Ercüment Subaşı (Purple Room)
Mixing : Ercüment Subaşı (Purple Room)
Mastering : Pieter Snapper (İTÜ MİAM)

Tasarım : Atilla Karabay
Fotoğraf : Can Usta
Model : Osman Kaytazoğlu
İllüstrasyon : Burcu Ürgüt
Kaligrafi : Seyran Kurtuluş
Satın Al
Şarkı Sözleri
Kafası Güzel | Çakal | Cümle Alem | Git | Dipsiz | Bazen
T.I.R. | Melek | Sağır | Güz Bulutları | -se, -sa | Olduramadım
Kafası Güzel Başa Dön
Kaygısız bir aptal gibi
Savrulurken sağdan sola
İçimden biri çıktı tanımadığım
Dikildi karşıma
Elimde kaybettiğim
Tutamadığım tüm duygular
Hiç bir şey yapamadan
Ürperirken bu korkudan
Gözlerimin içine baktı
Kelimeler döküldü ağzından

Geri gelmez hiç bir şey,
Uzaklarda kaldın sen
Hepsi onun oyunu
Hayatın kafası çok güzel

Yığıldım kaldım olduğum yere,
Sordum kendime "niye?" diye
Düşündükçe çok yol aldım
Kaybolmuş benliğimde
Taktığım maskeler
Bir lahzalık bütün zevkler
Çalmışlar beni benden
İnandığım tüm değerler
Haklı oluşu muydu?
İçimi yakıp kavuran
Çakal Başa Dön
Bak! Gör! Teslim ol!
Ey sefil ruh, Yüzleş!
Yalar seni
Zehirler bu çatal diller
Günün gelir çalar kapın
Çözülür düğüm
Bitmez bu açlık
Rüya gördüğün

Bir şarkı bu kendime kendi içimden
Ruh eşrafımın günahkar ikizinden
Bana yok ateş burası cehennem
Kurtulma çabası kendi nefs'imden

Güneş kadar büyük üstümde kara delikler
Her yerinde binlerce çakal inler
Güneş kadar üstümde kara delikler
Her yerinde binlerce çakal inler.
Cümle Alem Başa Dön
Kar yağmış istiklale
Dökülmüş tüm dertlerim
Her şeyi unutmuşum
Senden haber beklerim
Gece bu soğukta sen votkasın kanımda
Bir varmış bir yokmuşsun
Evvel zaman içinde

Yalnız kalpler pis sokaklar
Solgun yüzler alsın beni
Bir sözüm yok sana kalan
Cümle alem satsın beni

Çok koşturdum yoruldum
Yeter kadın peşinde
Öldürüp de ardından ağlayan katilim ben
Yalan aşklar içinde soğuk yatak yüzünde
Koynumda çıplak senler
Ben hep seni özlerim
Git Başa Dön
Sustum yıllarca gömdüm içime
Yalvarsan da dört duvar geçit vermez
Yıllar paramparça şimdi
Ardımda hıçkırıklar bıraktım izimi bul diye

Git, git ki benden kalan her şeyin yerine
Bir parça sen koyayım ellerimle
Gece ol, rüzgar ol, dua ol git gideceğin yere

Bir burdayım bir olmak istediğim yerde
Uykuyla uyanıklık arasında
Gürültüler doluyor gözlerimden içeri
Hınca hınç ruhum huzur istiyor

Git, git ki benden kalan her şeyin yerine
Bir parça sen koyayım ellerimle
Gece ol, rüzgar ol, dua ol git gideceğin yere
Dipsiz Başa Dön
Bu dipsiz kuyuda mecalsiz,
Karanlık rengiyle ne çok anılar gömer
İçinde nefesini tutuğun,
boğulmadan son kez yutkunduğun

Her birine ayrı ağıt, ayrı ölüm ayrı taş,
Her beşerin içinde ayrı nokta, aynı aşk.

Sen korkak, kuyu dipsiz
Karanlığında iz sürmesen de çıkacaklar vakitsiz
Tövbe etsen de, acı çeksen de dönüp girmek istesen de
Takip eder habersiz

Her birine ayrı ağıt, ayrı ölüm ayrı taş,
Her beşerin içinde ayrı nokta, aynı aşk.
Bazen Başa Dön
Bazen herkes gider bazen oyun yalnız biter
Öldürmez sürünürsün bazen
Bu hayat kanını emer.

Her kim olursan ol
Yalnız ölürsün
Ağaç bütünse de, yaprak tek titrer
Terk-i alemde kendini görürsün
Aman dilesen seni kim dinler

Bazen herkes gider bazen oyun yalnız biter
Öldürmez sürünürsün bazen
Bu hayat kanını emer.

Bu nasıl bir yarıştır,
Nasıl bir duruştur
Anlatsan bilmez, göstersen görmez
Gözleri mühürlü, kalbinde zincir
T.I.R. Başa Dön
Dişlerini geçirdi zaman ardımdan
Sırtımda kaç günahın yükü var
Süzülsün dilimden bir dua gibi
Daha söyleyecek kaç sözüm var

Saatin kadranında sıkışmış hayallerim
Ölüm de, yaşam da gittiği yere kadar

Ardımızda kamçı gibi
Şaklar durur geçen yaşam
Evvel zaman içinde
İki nefes arasında anlatılan tüm masallar
Kalbur saman içinde

Basar gider dönmez artık
Ettiğim tüm yeminler
Sırtımdan vurmayı bekler sefiller
Peşimden koşarlar kaçtığım yere kadar
Bağırmayın susun artık konuşmayın yeter
Melek Başa Dön
Anlatmak gerek bazen
Taş üstünde taş geçmişte bir yerde
Unutulmuş bir dua benimki
Titrer sarhoş dudaklarımda

Şimdi her yanımda
Senden binlerce iz var
Yıllar geçmiş ne fark eder
Aslında, artık ne o masum çocuk
Ne de benim kadınım var
Pişman olsan ne fark eder yokluğumda

Susmak gerek bazen,
Kabullenmek geçmişi bir oyun gibi
Sana dair her özlemi
Silsem hayatımdan

Kabuslardan gaflet uykundan
Silkin ölü toprağından
Taş kesildin işgüzarlıktan
Kurtar artık ruhunu kör kuyulardan

Şimdi her yanında
Ondan binlerce iz var
Yıllar geçmiş ne fark eder
Aslında, artık ne o masum çocuk
Ne de senin kadının var
Pişman olsa ne fark eder yokluğunda
Sağır Başa Dön
Belki farkında değil yolun sonunda bir hiç
Sağır olmuş suskun bir piç
Anlatacak sana yüzündeki her çizgiyi saygısızca
Kapanmış yaraların kanayacak

Sen Küsmeyeceksin ölmeyeceksin
Sonunda sen de akıp gideceksin
Küfretmeden sökeceksin
Yaşamayı kendin
Sonunda Öğreneceksin

Göreceksin kendini gözlerinde
Kaçının katili bir bakire
Gösterecek sana kalbinden sızan kanın izlerini
Bütün anlamlar kaybolacak

Sen Küsmeyeceksin ölmeyeceksin
Sonunda sen de akıp gideceksin
Küfretmeden sökeceksin
Yaşamayı kendin
Sonunda Öğreneceksin
Güz Bulutları Başa Dön
Üstümüze yağarken güz bulutları,
Annemin kucağında sessizce uyurdum,
Derimde parça parça yağmur yanıkları,
Her yanımda günahları o kem yıldızın.

Evimin önü cehennemin dibi
Bugün öğrendim ki ölü doğmuşum.

Dört tarafım gri duvar
Cellat beyaz ve mavi
Nehir bizi ayırır,
Kaçamam kapılır boğulur kalırım.
Her taraf gri duman
Katil beyaz ve mavi
Nehir bizi ayırır
Kaçamam, kapılır, boğulur kalırım.

Kapanır denizler gecemin üstüne
Gözlerimden süzülen yaşlar benim değil
Kabusum gerçek olur
Barut kokar yine
Yalvaran bu çığlıklar artık benim değil
-se, -sa Başa Dön
Çareler bulunmaz
Yaralar kapanmaz yine
Zaman gelir geçer
Tuz döker, tuz döker gider
Rüzgâr eser serinden
Alır beni kendimden
Kimseler duyamaz
Çığlıklar en derinden
Bunca yıl sonra
Mümkün değil yıkanmak senin nehrinde
Sular akar, akar gider

Her şeyim, her sözüm, her zaman dilek şart kipinde
Ben sana düşerim her gün bir başka biçimde

Bir şaraplık gamımdan
Ah bu mecnun hallerim
Kendimden geçmeler
Bu avare demlerim
Aynı ömür biçilmiş
Şarabımla sana
Artık bizden geçmiş
Bu son yudum sana
Olduramadım Başa Dön
Bıktım usandım bu hataları tekrarlamaktan
Onun bunun adına film olmaktan
Özendim bezendim her seferinde
Acaba bu defa olur mu diye?

Ama kopuktu kopuktu zincir
Olduramadım
Ne yaptım ne ettimse
Olduramadım

Her seferinde keşfetmek yeniden aşkı
Bu vakitsizlikte akla ziyan değil mi?
Mucize yaratmaktan sıkıldım usandım
Durumlar eşit değildi olmadı
Copyright©2008 Kırkaltı
info@kirkalti.net
management@kirkalti.net